Tarihin batmayan yıldızları olan peygamberler, insanlığa gönderilmiş seçilmiş önderler oldukları gerçeği hiç unutulmamalıdır. Allah Kur'an-ı Kerim'de, peygamberlerin hayatlarında karşılaştıkları insan karakterlerinin çarpıcı yanlarını, değişmez davranış modellerini, bu modellerin özel bir ilgi ve dikkatle takip edilmelerini sağlamak için insanlık alemine özetleyerek sunmaktadır. Gelecek nesiller de bu çarpıcı, ancak bir o kadar da sade ve anlaşılır davranışlardan gereken dersleri çıkararak kötülüklerden korunsunlar, aynı hatalara düşmesinler.

Hemen her peygamber döneminde değişmez davranışlar insanlığın gündemine oturmuştur. Herkes orijinal sandığı kendi hayatını yaşarken, kendi iradesiyle seçtiği değişmez karakterlerden birini oluşturduğunun farkına varmadan ömrünü bitirmektedir. Düşünce ve duygularının sadece kendine özgü olduğu inancıyla hayatını sürdürmekte olan her insan hiç hesap etmeden sadece kendini, kendi inanç ve kendi düşüncelerini yaşamaktadır. Kendi seçimi bu inanç ona yaşama zevki verirken, dünya hayatı da bu cazibe etrafında tükenip gitmektedir. Davranış haline dönüşen inanç ve düşünceler, bir yandan insanlara elleriyle adeta tırmalayarak medeniyetler kurdurmakta, diğer yandan zorla bin bir güçlüklerle kurdukları medeniyetleri kendi tekmeleri ile yıktırmaktadır.

Kurulan medeniyetlerin mimarları insanlar olurken, aynı medeniyetleri yerle bir edenler de yine kendi soylarından gelen insanlardır. Belli noktalara gelene kadar harcadıkları gayretleri unutanlar, tırnaklarıyla yaptıklarını bir hiç uğruna tekmeleri ile yıkarken, yıktıklarının bir türlü farkına varmaz, hatta yıkıntıları görmezden gelerek sevinç içinde naralar atarak imar ettiklerini bile iddia edebilmektedirler.

Bunları okurken içinizden belki de "olur mu öyle şey, insan kendi elleriyle kurduğu medeniyetleri nasıl kendi elleriyle yok eder? Diyeceksiniz. Ancak ibretle düşünüp, olanları değerlendirir, tarihte yaşananlarla günümüzde olanları yan yana koyup Salim bir akılla değerlendirdiğiniz de bana hak vermemek için hiçbir sebebinizin olmadığını göreceksiniz.

Bu gördüklerimiz insanoğlunun yani kendimizin ne garip bir varlık olduğunu anlamamıza yardım ederken, onun ne kadar çelişkili bir hayat sürdüğünü de gözlerimizin önüne sermektedir.

İnsanlık tarihinden bize en çok en doğru, en sağlam ve en gerçekçi biçimde kaydedilip aktarılan birçok iyi ve kötü örnekler vardır. Bunlardan bozulmadan bize kadar gelenlerin iyilerine en güzel örnek, insanların mutluluğu için modeller olarak gönderilen peygamberlerin hayatlarıdır. Peygamberler yeryüzüne insanların inanç özgürlükleri için her dönemde bayrak açan, hayatlarını ortaya koyup mücadelelerini sonuna kadar sürdüren doğruluk önderleridirler. İnsan fıtratının düşmanları olanlarla hayatları boyunca canla başla mücadele eden insanlık rehberlerinin yaşadıkları dönemlerde onlarla mücadele kalkanlarda, kötü davranışların temsilcileri olarak tarihe geçmişlerdir.

Kişiler ellerine geçen imkânları değerlendirmezlerse, peygamberlere çağdaş olmaları kendilerine artı bir değer kazandırmaz, aksine ilahi kaynaklar kendilerine gelen daveti kabul etmeyenleri, bu daveti tebliğ edenlere direnenleri ve gerçeklerin anlatılıp kabul edilmesine engel olan inanç düşmanlarını, zalimlerin en zalimleri olarak kaydetmiş, aklı başında insanlara ibret olsun diye güncelleştirilerek Kur'an'da haber vermiştir.

" O kimseden daha zalim kim olabilir ki, kendisine Rabbinin ayetleri anlatılmıştır da o onlardan yüz çevirmiş ve ellerinin önceden yaptığı şeyleri unutmuştur. Çünkü biz yapıp ettikleri nedeniyle onların kalpleri üzerine onu iyi anlamalarına engel birtakım kabuklar ve kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur; sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla yola gelmezler."(Kehf:18/57).

Kur'an'ın ilk muhataplarına, ardından dünya durdukça Kur'an'a muhatap olanlara yapılan şu müthiş uyarılara bakıldığında insanların fırsatları değerlendirmeden geçirdikleri günlerinin karşılığında, ileride bahane olarak ileri süreceklere hiçbir gerekçelerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Yaşayan insanlar, bu gerçekleri tarihte olup biten olaylar olarak değerlendirdiklerinde, nasıl olabilir diye hayret etmeden kendilerini alamazlar. Buna rağmen aynı gerekçelerin doğrudan kendi zamanlarında yaşandığını örneklerle anlattığınız da sanki, biraz önceki tarihi değerlendirmeyi kendisi yapmamış gibi yan çizmeye başlarlar. Tarihte yaşanan bu olaylar da kendilerini ilgilendiren bir durum yokmuşcasına, onları düşünüp zamanlarına taşımaz, onların kendi hayatlarının bir parçası olabileceğini hesaba katmazlar. Elimizde her gün tazeliğini koruyan, ilahi kaynaklardan insan eli tarafından tahrif edilmekten korunmuş Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda, hem peygamberlerin temsil ettiği güzel örnekleri kavramak da, hem de kurtuluşa çağıran her peygambere karşı koyanların temsilcilerinin çabalarını gayet açık ve canlı olaylarla karşımızda görmekte zorlanmayız.

İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’in yaratılışını, tüm insanlığa yarayacak hayatının önemli kesitlerini, şeytanla olan mücadelesini, nasıl aldatıldığını, ardından kurtuluşunu özet halinde Kur'an da bulmamız mümkündür. Hatta onun iki oğlundan birinin diğerine karşı giriştiği köksüz ve yersiz mücadelesini, arzu ve isteklerine nasıl yenildiğini, birinin diğerini öldürüşünün kendine göre nedenlerini bütün çağlara ışık tutacak biçimde ve evrensel boyutta Kur'an bize anlatmaktadır.

Bu ve bunun gibi birçok örnekleri, peygamber karşıtlarının peygamberlerle nasıl uğraştıklarını, inanç düşmanlarının zaman ve asırların geçmesiyle değişmeyen karakterlerini, yaşanan olaylara karşı bazen sinsice, bazen kendilerine göre bilinçli protestolarla gösterdikleri tepkilerini, hatta bağrışmalarla gerçeklerin duyulmasını önlemeye çalıştıklarını ibret ve dehşet içinde Kur'an'da bazen kısaca okuyor, bazen de ayrıntılarıyla bulabiliyoruz.

Hz. Nuh'un ısrarla kavmini Allah'ın birliğine çağırması, Hz. İbrahim ile Nemrut'un mücadelesi, Hz.Lut ve Hz. Salih'in kendi kavimleri ile olan ilişkileri, Hz. Şuaybin kavmini davetteki samimiyeti ve buna karşılık kavminin onun namazı ile alay etmeleri, bir bakışta gözümüze takılanlardandır.

Hz. Musa ve Hz. Harun’un Firavun ile fevkalade orijinal, her safhası ve her sahnesi ibretlerle dolu mücadelesi, insanlığın asla unutmaması gereken zincirin bir başka halkasını oluşturmaktadır. Hatta Hz. Muhammed (s.a.v) dönemindeki olaylar son ibret levhaları olmaları yönünden, bunların belki de en önemlilerindendir. Zira bunların hiçbiri tarihte rastgele yaşanıp geçilen, satırları süslemek için kaydedilen gelecek için bir anlam ifade etmeyecek kadar basit olaylar asla değildir.

Firavun’u sözleri, hareketleri ve tutumuyla tanıdığımız zaman, yaşadığımız dönemlerdeki Firavunları, Ebu Cehil'in kullandığı mantık oyunlarını anladığımızda, günümüzdeki Ebu Cehil tiplerini, Nemrut'un ortaya koyduğu düşünceyi bildiğimizde günümüzdeki Nemrut zihniyetlilerini, As b. Vail'in davranışlarının sebeplerini kavradığımızda, günümüzdeki bu karakter sahiplerini tanımakta zorlanmayız.

Yaşayan Nemrutlar, Firavunlar, Karunlar, Hamanlar, Ebu cehiller, Ebu Lehepler, Velid bin Muğireler, Abdullah bin Ubey bin Selüller her gün gözlerimizin önünde dolaşıp durduğuna, sözde fikirler üretip insanları kendi düşünceleri etrafında toplamaya çalıştıklarına, topluma kin ve düşmanlık tohumları ekmekten çekinmeyip, onları kamplara ayırdıklarına, ortak noktalarda birleşmek varken, polemiklerle kafaları karıştırmalarına, olmayan karanlıklar oluşturarak insanların önlerini göremez hale getirmelerine sebep olduklarına şahit olmaktayız.

Günümüz insanlarının yeni bulmuş gibi ileri sürdükleri düşünceler birebir geçmişte yaşanmış, inkârcılar tarafından peygamberlere karşı kullanılmış birer taklitten başka bir şey değildir. Bunların her biri bu bayat fikirleri yeni bulmuş gibi ileri sürmüşler, kendilerini ilerici sanmış olmalarına rağmen, en gerici fikirleri ile birlikte tarihin derinliklerine gömülüp gitmişlerdir.

İnsanın hayat mücadelesine başladığı günden bugüne kadar, ortaya koyduğu yaşam biçimi ve onlara rehberlik eden peygamberlere bakış açısı ve içerisinde yaşadığı toplumun karşı karşıya kalmış olduğu ilahi hükümler karşısında hangi gelgitleri yaşadığını, Hz. Âdemden başlayarak örnekleri ile görmeye devam edeceğiz.

Teyfik Çelik

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüsamettin 6 gün önce

Elinize yüreğinize düşüncenize sağlık. Bir sonra ki yazınızı heyecanla bekliyorum teşekkürler

Avatar
Lat,f Sansar, Kastamonu 1 ay önce

Teyfik bey umarız ki böyle güzel ve bizere ışık tutan yazılarınız devam eder. Başarılar dilerim..

Avatar
Kadriye Maral, Mardin 1 ay önce

Bizler Kuranı Kerimi okumadıkça, kendimize rehber etmedikçe kurtuluşa eremeyiz. Yazını çok güzel teşekkür ederim.

Avatar
Cemil Şahin, Hatay 1 ay önce

Teyfik bey bizler Allaha nasıl hesap vereceğiz. Artık insanlardan kaçar olduk..

Avatar
Selda Avcı, Muğla 1 ay önce

Tarihimize ihanet eden bir toplum olduk..Sonumuz hiç de iyi değil..Teşekkürler

Avatar
Kadir Atmaca, İstanbul 1 ay önce

Bizim insan olarak yapmamız gereken güzellikleri kaybetmiş durumdayız.

Avatar
Nuray Kaya, Bursa 1 ay önce

Allah sonumuzu hayırlı eylesin.

Avatar
Semih Orhanoğlu, Ankara 1 ay önce

Biz insan olarak artık yaşamaya bile hakkımız yok