SEKA NASIL KURU(L)DU?

Mehmet Ali Kağıtçı, 1899 yılında Osmanlı’nın “hasta adam” zamanlarında Heybeliada’da dünyaya geldi.

Çocukluğundan beri hayaline ulaşmak için yokluk yıllarının zorluğuna rağmen okulunu birincilikle bitirdi ve Türkiye’nin ilk ‘kağıt mühendisi’ ünvanını aldı. Fransa’da dönemin en önemli şirketlerinden iş teklifleri yağsa da O, ülkesine döndü. Çünkü aklında ve gönlünde sadece Türk kağıt sanayiini kurabilmek vardı. İlk girişimleri engellendi. Yılmadı, devam etti. Celal Bayar’ın desteğiyle 10 Temmuz 1934’te kağıt sanayisinin kurulması için kararnamenin çıkarılmasını başardı. İlk fabrikanın İzmit’te kurulmasına karar verildi ve 14 Ağustos 1934’te fabrikanın temelleri dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından atıldı. Sonra sırasıyla İzmir ve Balıkesir’de de kağıt fabrikaları açıldı. Ancak yine dönemin siyasi çekişmeleri sonucunda ülkeye sağladığı katma değer ve kağıt sanayisinde bir yol açmasına rağmen heykeli dikilmesi gerekirken, yetersiz olduğu düşüncesiyle Mehmet Ali Kağıtçı, üretimin başından uzaklaştırıldı. Yerine aynı okulda okuduğu sınıf arkadaşı Fransa’dan ithal M. Raoul getirildi. Sonuçta Türkiye’nin en büyük kağıt üretici fabrikası SEKA için bu, sonun başlangıcı oldu. Zarar ettiği gerekçesiyle tüm uzmanların itirazlarına rağmen fabrikalar bir bir değerinin çok altında yani neredeyse yok pahasına satıldı. 69 yıl önce yaktığımız kağıt sanayi ışığımızı böylelikle kapattık. Bugün kağıtta dışa bağımlıyız. 

Bunun gibi muhteşem öykülerimiz var bizim. Tekel, Petkim, Limanlarımız, İsdemir, Erdemir, Sümerbank, Cam Fabrikalarımız, Şeker Fabrikalarımız, Çimento, Tank Palet Fabrikalarımız. Hepsinin ayrı ayrı birer öyküsü, birer satılma sebepleri var. Hepsi hikaye oldular. Oysa dünyanın gıpta ettiği Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ‘Her fabrika bir kaledir. Kaleleri teslim alınmış bir milletin bağımsızlığından söz edemezsiniz!’ der. 

Çocukluğumun geçtiği yıllarda rahmetli babamın arkadaşını çok kez ziyarete gittiğimiz için SEKA’nın bende yeri ayrıdır. Bugün İzmit’teki SEKA fabrika alanı kapatıldıktan sonra 2016 yılından beri dünyanın en büyük kağıt müzesi oldu. Şirket arazisi ise Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından park yapıldı.

Türkiye’nin ilk ‘kağıt mühendisi’ unvanına sahip Mehmet Ali Kağıtçı ise 1942’de İstanbul Belediye Kimyahanesi Müdürlüğü’ne atandı ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yeni kâğıtçıların yetişmesi için kağıtçılık üzerine dersler verdi. 1964 yılında ise emekli oldu. Ancak emekliliğinde de içindeki meslek aşkı ile çalışmalarını sürdürdü ve bu konuda eserler bırakarak çeşitli kitaplar yazdı. 1 Ekim 1982’de de doğduğu yer olan Heybeliada’da vefat etti.

Kim bilir Kağıtçı gibi kaç değerimizi daha çıktığı yolda yitirdik? 

Ülkemiz için değerler üretmek, sahip çıkmak, desteklemek yerine neden öğütmek için mücadelemiz?

Bu kafa yapısının toplum menfaatlerimize zarar verdiğini daha ne kadar görmezden geleceğiz?

Bu bizim  makus talihimiz mi? 

Bu talihi daha doğrusu talihsizliğimizi yenebilmek için okumak, okutmak, merak etmek, araştırmak, edindiğimiz bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak, destek olmak gerekmez mi? 

‘Biz’ olmadan nasıl ‘çok’ oluruz?

İlkeli Söz; ‘Güven’ de tıpkı maskeler gibi tek kullanımlıktır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner69

banner70