İstanbul'un fethi, tarih içinde meydana gelmiş bulunan hadiselerin en büyüklerinden birisi olduğuna hiç kimsenin ne itirazı ne de şüphesi vardır.

Bu hadisenin büyüklüğüne etki eden unsurların başında azim, cesaret, feragat, fedakarlık ve sarsılmaz inançla yüce Fatih'in gençliği gelmektedir. O Fatih ki, sevgili peygamberimizin vahyin radarı ile tespit edip övdüğü genç Fatih. 23 yaşında iken bu ünvana erişmiş bulunan Fatih, o güne kadar bir vakit namazını dahi kazaya bırakmamış olması onun bir başka özelliğidir.

Akşemsettin gibi yüce velilerin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi büyük ilim adamlarının manevi terbiyesi ile kendini bulan ve örnek şahsiyet olma şerefine erişen Fatih Sultan Mehmet için bakınız ne buyuruyor sevgili peygamberimiz: ”Konstantiniyye elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o komutan ile birlikte olan asker ne güzel askerdir.”

Bir gönülde azim, cesaret, feragat, fedakarlık ve sağlam bir inancın yerleşmesi, ancak İslam dinine ve onun sarsılmaz esaslarına uymakla mümkün olur. Bütün bu değerlerin büyük fetihteki etkisini her Türk insanı, özellikle her Türk genci görmelidir. Bu unsurların etkili olmadığı hiçbir başarılı olay yoktur. Tarihini iyi bilmeyen nesiller ileriye güvenle bakamazlar. Tarihimizdeki büyüklüğün ve azametin sırrını dini ölçüler içinde tanzim edilmiş bir hayatın dışında arayanlar, daima yanılmı şlardır. Çünkü İslam dini kadar ilme,öğrenmeye, çalışmaya, yararlı olmaya ve asrın gereklerini yerine getirmeye değer veren ne bir din, ne de bir kurum vardır.

İstanbul'un fethi ile sevinen gayr-i müslim toplumun anladığı kadar Fatih'i ve Ayasofya'yı anlayamıyorsak çok yazık.Onlar fetihle, adalete,doğruluğa, can ve mal güvenliğine erişeceklerine inanmışlardı. Bugün en son ve en mükemmel din olan İslam dininin mensuplarından, hıristiyanlığa kayanların yada o fikriyata sahip olanların arzuladıkları nedir hiç düşündük mü? Orada huzur ve güven,adalet ve hakşinaslık mı buldular? Hayır, bu dini duygularından arındırılmış, kutsal değerlerinden koparılmış, şerefli tarihi ile ilişkisi yok edilmiş olarak yetişen neslin, düştüğü aşağılık duygusunun en bariz ama en tehlikeli tezahürüdür.

 

Ayasofya’nın yeniden açılmasıyla,neslimizi kendinden emin,aşağılık duygusuna kapılmamış, kendi tarihi ile övünen, tarihini bilen, olayların değerlendirmesini tarafsız olarak yapabilecek seviyede hazırlamalıyız.Bu şahsiyet teşekkülünde de dinin, Kur’an’ın, peygamberin,camiinin, cemaatin, birliğin, beraberliğin ve sağlam inancın etkisini hiçbir zaman unutmamalıyız. Unutmamalıyız ki, İstanbul'un fethinde,askeri dehanın ve teknik çalışmanın önemi kadar, dininde önemi ve değeri vardır. Peygamberin müjdesine nail olmak için Hz.Eyyub el-Ensari' ye komşuluk da yarışmak için çarpışanların asıl gayesi din değil midir? Diyebiliriz ki,Ayasofya’nın açılması sebebiyle İstanbul’un fetih anlayışı bize, Allah’a ve peygamberine içten bağlılık, sarsılmaz bir iman, azimli ve sebatlı, ciddi bir çalışma her türlü başarının sırrı olduğunu göstermiştir.

Bu anlayışların dışında kalan, bugün Türkiye'de ölmek istemeyen bir mazi ile, doğmak için çırpınan bir İstiklal mücadelesi halinde olan vatan perver,tüm değerlerini sahiplenmeye azimli büyüklerimiz ve onların torunları var. Hamdolsun bugünleri yaşatan Allah’a...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güven Mutlu 3 hafta önce

MaşaAllah Bârekellah Güzel tesbitler hocam Rabbim bizi istikametten ayırmasın muvaffakiyet 'ler ihsan eylesin.

banner69

banner70